Sayılarla Facebook ve Sayılarla Twitter yazılarından sonra seriyi sayılarla sosyal medya ile sonlandırıyoruz. Sayılarla Sosyal Medya, 2011 yılına ait genel bir değerlendirme niteliğinde. (Aynı zamanda Türkçe’ye çevrilmiş şekilde) Bu açıdan sadece sosyal medya ile sınırlı kalmayıp dijital dünyaya ait veriler de içeriyor. Ben ise öne çıkan verileri sizlerle paylaşmak istiyorum.
- Sosyal medya yatırımlarının geri dönüşünü takip etmeyen B2B pazarlamacı oranı, %30: 1-2 yıl öncesine kadar bu oran daha da yüksekti. Zaten bir çok şirketin o dönemlerde sosyal medyaya mesafeli durmamalrının da en büyük sebebi, yatırımların geri dönüşünün nasıl raporlanacağı konusuydu. Günümüzde artık social media monitoring ve social media measurement servislerini kullanarak daha gelişmiş verilere ulaşmak mümkün hale geldi; ancak demek ki sosyal medyaya çok güvenip, nasıl olsa faydası olacaktır düşüncesiyle pazarlama çalışmalarını takip etmeyi gerekli görmeyen bir kitle mevcut!
- Bloggerların %40′ı kendilerini profesyonel olarak kabul ediyor: Blog tutmak ciddi anlamda çaba ve süreklilik istiyor. Bununla birlikte araştırmacılık ve özgün içerik oluşturabilmek de olmazsa olmaz. Tüm bu nedenler dahi ciddi emek isteyen bir iş için “profesyonel” tanımını yapmak için yeterli. Bu açıdan genel bir deyim olarak blog tutmayı “hobi” olarak yorumlamak çok yanlış kalıyor. Hobi olarak kişisel blogların varlığını da biliyoruz ancak ciddi anlamda özellikle çok yazarlı blogları da yine profesyonel olarak yorumlamak mümkün.
- Bir linkin Facebook, Twitter ve E-mail’de bakılma süresi sırasıyla; 3.2, 2.8 ve 3.4 saat: Bu konu bence çok önemli çünkü özellikle sosyal medyada yürütülen pazarlama çalışmalarından tutun da kişisel olarak yapmak istediğiniz duyurular için en etkili mecranın hangisi olabileceği hakkında ip ucu veriyor. Sonuca göre Facebook’ta gönderilen bir iletinin Twitter’daki tweet’e göre ortalama 24 dakika daha fazla bakılma ve viral paylaşım şansına sahip olduğu anlamına geliyor.
- Üniversite öğrencilerinin %56′sı iş yerlerinde sosyal medya kısıtlamasından ciddi şekilde rahatsız olacağını belirtiyor: Bu rahatsızlık işi bırakmaya kadar gidebiliyor. Aynı konuyla ilgili Cisco’nun da bir araştırmasına yer vermiştik. Bir şirket için sosyal medya sitelerine erişimi kısıtlamak yönetemediğiniz bir konuyu gündeminizden uzuk tutmaya çalışmaktır. Günümüzdeki profesyonellerin, aniden değişen ve gelişen teknoloji ve pazar gündemini yakalayarak, bunu işi için avantajlı kullanabilecek yetenekte olması istenir. Bu nitelikte çalışanlara sahip olamayan şirketler de buna yasak koyabilirler!
2011 bu ve benzeri konularla çokça meşgul oldu. Artık hemen hemen her sunumda bu ve benzeri veriler kullanılarak “bakın sosyal medya çok önemli” dedirtmeye çalışılıyor. Evet, sosyal medya önemli fakat bunu doğru yorumlayabilmek ve amaç dahilinde kullanabilmek gerekiyor. Bu hem markalar için hem de birer kişisel marka olan sizler için böyle.
Sosyal medyanın büyüklüğü ve önemi karşısında “vay be” demenin size bir faydası yok. Size olan faydası bu büyüklüğü nasıl değerlendirebileceğinizi düşünmekle başlayacaktır.




























